Görme engelli şair
Şehit Babası Şair
Kendisi şehit babası olan Derviş Osman'ın ama iken şiirler yazması ve azmetmesi elbette ki günümüz şartlarında kolay gelebilir ancak 1800 lü yılların şartlarında elbette ki ender rastlanan bir belge türüdür.
Ethem Paksoy’un araştırması 2010 yılında yayınlandı. Ethem Paksoy da eser hakkında şu görüşlerini dile getirdi: “Bu naçiz çalışmamda Derviş Osman’ın yazdığı cönkü bana vererek ve cönkte olmayıp dilden dile söylenerek gelen şiirleri yazdırarak eseri hazırlamamda yardımı olan Derviş Osman’ın torununun oğlu, rahmetli dayım, muhterem Osman Yıldırım’a minnetle teşekkürü bir borç bilirim.”
Bir haber işittim sefer ilinden
Şu sineme bir od düştü yanıyor
Gizlemeye çare kalmadı
Gönül kuşu pervaz edip dönüyor.
Diyerek şehit oğlu için gönlünden geçen duygularını ama hali ile eline kalemi alıp deri ve kağıt parçaları üzerine aktaran değerli hemşerimiz şair Madazılı Derviş Osman'ı hayırla yad ederken duygu ve düşüncelerini sanatını, şiir anlayışını gelecek kuşaklara aktarmayı görev olarak kabul etmekteyiz.
Aşık Seyrani ile aynı çağda yaşamış olan Madazılı Şair Derviş Osman'a ait cönkün Ethem Paksoy hocamız tarafından elde edilerek çevirisinin yapılması elbette ki Kültürümüze ve kültürel değerlerimize verilebilecek en güzel katkılardan birisi olmuştur.
Madazılı şair Osman'a ait cönklerin günümüze kadar Orijinal hali ile gelerek bizlerin istifadesine sunulmasında emeği geçenlere ve çevirisini yapmak suretiyle edebi durumunu sanatsal değerlendirmelerini de yapan değerli hocamız Ethem Paksoy'a teşekkür ederim.
KİTABIN SERÜVENİ
Bu kitabın serüveni, Derviş Osman’ın kendi el yazması cönkü elime geçtiği gün başladı. Heyecanlandım. Hiç kimsede olmayan bir kitap bende vardı. Bu kitabı çözümleyip herkesin istifadesine sunarak paylaşmak görevi üzerime yüklenmişti. İşte bu kitabın serüveni böyle başladı.
Saz şairlerinin, kendilerinin veya başkalarının şiirlerini derledikleri uzunlamasına açılan deri kaplı şiir defterine cönk dendiğini hepimiz biliyoruz. Bu cönk, Derviş Osman’ın elimizde olan tek belgesidir.
Cönkün, tek parça deri bir kapak yerine, fakirlikten olsa gerek, birbirine ilave edilmiş altı parçadan oluşturulmuş deri bir kapağı vardır. Bu kapak arasında seksen sayfa mevcuttur. Cönkün son sayfalarına doğru bazı yazısız yaprakların üçte biri var. Cönkün baştaki ve sondaki yaprakları tamamen yıpranmıştır.
Maalesef, Cönk güzel kullanılmamıştır. Elden ele dolaşırken iyice yıpranmıştır. Eski usulle yapılmış, kolay kolay silinmeyen mürekkeple yazılmasına rağmen, cönk yıprandığından dolayı yazılar silinir hale gelmiştir.
Bu cönkte 48 adet şiir vardır. Yalnız “Medet ümmetime çare gün geldi” nakaratlı şiir ile Yunus Emre’nin “yer gider” nakaratlı bir şiiri iki kez yazılmıştır. Cönkteki 22 şiirde “Derviş Osman” mahlası vardır. Derviş Osman mahlasının olmadığı şiirlerden 8 adeti Yunus Emre’nin, biri Kocaoğlan’ın, biri Şevki’nin, biri Kerem mahlaslı türkü, biri Âdem mahlaslı destan, biri İmam-ı Şah Vefa mahlaslı naat, biri Güleli mahlaslı ilahi, biri Kozan dağları türküsü vardır. On adet de mahlasız şiir vardır.
Şair, Cönkü âmâ olduktan sonra yazdığını tahmin ediyoruz.. Bunu, satırlarının eğriliğinden ve imla hatalarının çokluğundan anlıyoruz. Bazı dörtlüklerin mısraları birbirine karıştırılmıştır. Bir şiir yazısının şekli verilememiştir.
İşte Cönkün muhtevası budur.Bu Cönkün okunmasının ne kadar zor olduğunu takdirlerinize bırakıyorum. Derviş Osman’ın yaşadığı köye ölümünden sonra gelerek imamlık yapan bir hoca cönkteki birçok şiiri Osmanlıca olarak kendi defterine kopya etmiştir. Cönkün yıpranmasından ve silinmesinden okunmaz duruma gelmiş şiirleri okumakta elime geçen bu kopya nüshadan yararlandım.
ŞEHİT BABASI
Oğlu Kara Ali askere gider ve Yemen harbine katılır ve şehit olur. Oğlunun şahadet haberini duyan Derviş Osman, bu acısını terennüm eden uzunca bir şiir yazar. Şairin sevdiği ciğer paresi sefer ilinde… Fakat birçok kişinin sefercisi döner. Onun dört gözle beklediği ciğer paresi dönmez:
“Bir haber işittim sefer ilinden
Şu sineme bir od düştü yanıyor
Gizlemeye çare mecal kalmadı
Gönül kuşu pervaz edip dönüyor”
Dönmeyen sefercinin sevgisi ve hasretliği, aşığımızın sinesine bir ateş atar:
“Yandı ciğer kebap oldu narinden
Hep melekler aciz kaldı zarindan
Nice Koçyiğitler geçti serinden
Kimi şehit kimi gazi oluyor”
Hasretlik on beş ay olmuş. Kavuşma ne zaman?
“Kimselere bildirmedim halimi
Felek kırdı kanadımı kolumu
On beş aydır gözlüyorum yolunu
Sanırım ki seferciler geliyor”
Onun “haydi oğlum, ya şehit ol, ya, gazi” düsturuyla yolladığı aslan şehit düşmüştür:
Şu yalan dünyanın hem hümanı
Onlarda çok olur Hakk’ın ihsanı
Şehit düşmüş yolladığım aslanı
Onlar ahret muradına eriyor”
Ama ne gam onun için! Zira kalp gözüyle gördüğü şehitlerin makamlarını bize tasvir eder: Şehit olanlar sual-hesap görmezler, şehitlerin ünleri arşa çıkar, cennete girerler, Kevser ırmağından kana kana içerler, hülle donları giyerler, yüzleri nurla aydınlanır, huri kızları onları sever, Allah’ın cemalini cennetten görürler…
“Nur ile münevver olur yüzleri
Onları pek sever huri kızları
Hakk’ın divanını görür gözleri
Onlar dostun cemalini görüyor”
Aşığımızın ciğer paresi ile görüşmesi kıyamete kalıyor:
“Hasretin de kıyamete kalıyor”
Derleyen Nezir Ötegen
Şehit Babası Şair
Kendisi şehit babası olan Derviş Osman'ın ama iken şiirler yazması ve azmetmesi elbette ki günümüz şartlarında kolay gelebilir ancak 1800 lü yılların şartlarında elbette ki ender rastlanan bir belge türüdür.
Ethem Paksoy’un araştırması 2010 yılında yayınlandı. Ethem Paksoy da eser hakkında şu görüşlerini dile getirdi: “Bu naçiz çalışmamda Derviş Osman’ın yazdığı cönkü bana vererek ve cönkte olmayıp dilden dile söylenerek gelen şiirleri yazdırarak eseri hazırlamamda yardımı olan Derviş Osman’ın torununun oğlu, rahmetli dayım, muhterem Osman Yıldırım’a minnetle teşekkürü bir borç bilirim.”
Bir haber işittim sefer ilinden
Şu sineme bir od düştü yanıyor
Gizlemeye çare kalmadı
Gönül kuşu pervaz edip dönüyor.
Diyerek şehit oğlu için gönlünden geçen duygularını ama hali ile eline kalemi alıp deri ve kağıt parçaları üzerine aktaran değerli hemşerimiz şair Madazılı Derviş Osman'ı hayırla yad ederken duygu ve düşüncelerini sanatını, şiir anlayışını gelecek kuşaklara aktarmayı görev olarak kabul etmekteyiz.
Aşık Seyrani ile aynı çağda yaşamış olan Madazılı Şair Derviş Osman'a ait cönkün Ethem Paksoy hocamız tarafından elde edilerek çevirisinin yapılması elbette ki Kültürümüze ve kültürel değerlerimize verilebilecek en güzel katkılardan birisi olmuştur.
Madazılı şair Osman'a ait cönklerin günümüze kadar Orijinal hali ile gelerek bizlerin istifadesine sunulmasında emeği geçenlere ve çevirisini yapmak suretiyle edebi durumunu sanatsal değerlendirmelerini de yapan değerli hocamız Ethem Paksoy'a teşekkür ederim.
KİTABIN SERÜVENİ
Bu kitabın serüveni, Derviş Osman’ın kendi el yazması cönkü elime geçtiği gün başladı. Heyecanlandım. Hiç kimsede olmayan bir kitap bende vardı. Bu kitabı çözümleyip herkesin istifadesine sunarak paylaşmak görevi üzerime yüklenmişti. İşte bu kitabın serüveni böyle başladı.
Saz şairlerinin, kendilerinin veya başkalarının şiirlerini derledikleri uzunlamasına açılan deri kaplı şiir defterine cönk dendiğini hepimiz biliyoruz. Bu cönk, Derviş Osman’ın elimizde olan tek belgesidir.
Cönkün, tek parça deri bir kapak yerine, fakirlikten olsa gerek, birbirine ilave edilmiş altı parçadan oluşturulmuş deri bir kapağı vardır. Bu kapak arasında seksen sayfa mevcuttur. Cönkün son sayfalarına doğru bazı yazısız yaprakların üçte biri var. Cönkün baştaki ve sondaki yaprakları tamamen yıpranmıştır.
Maalesef, Cönk güzel kullanılmamıştır. Elden ele dolaşırken iyice yıpranmıştır. Eski usulle yapılmış, kolay kolay silinmeyen mürekkeple yazılmasına rağmen, cönk yıprandığından dolayı yazılar silinir hale gelmiştir.
Bu cönkte 48 adet şiir vardır. Yalnız “Medet ümmetime çare gün geldi” nakaratlı şiir ile Yunus Emre’nin “yer gider” nakaratlı bir şiiri iki kez yazılmıştır. Cönkteki 22 şiirde “Derviş Osman” mahlası vardır. Derviş Osman mahlasının olmadığı şiirlerden 8 adeti Yunus Emre’nin, biri Kocaoğlan’ın, biri Şevki’nin, biri Kerem mahlaslı türkü, biri Âdem mahlaslı destan, biri İmam-ı Şah Vefa mahlaslı naat, biri Güleli mahlaslı ilahi, biri Kozan dağları türküsü vardır. On adet de mahlasız şiir vardır.
Şair, Cönkü âmâ olduktan sonra yazdığını tahmin ediyoruz.. Bunu, satırlarının eğriliğinden ve imla hatalarının çokluğundan anlıyoruz. Bazı dörtlüklerin mısraları birbirine karıştırılmıştır. Bir şiir yazısının şekli verilememiştir.
İşte Cönkün muhtevası budur.Bu Cönkün okunmasının ne kadar zor olduğunu takdirlerinize bırakıyorum. Derviş Osman’ın yaşadığı köye ölümünden sonra gelerek imamlık yapan bir hoca cönkteki birçok şiiri Osmanlıca olarak kendi defterine kopya etmiştir. Cönkün yıpranmasından ve silinmesinden okunmaz duruma gelmiş şiirleri okumakta elime geçen bu kopya nüshadan yararlandım.
ŞEHİT BABASI
Oğlu Kara Ali askere gider ve Yemen harbine katılır ve şehit olur. Oğlunun şahadet haberini duyan Derviş Osman, bu acısını terennüm eden uzunca bir şiir yazar. Şairin sevdiği ciğer paresi sefer ilinde… Fakat birçok kişinin sefercisi döner. Onun dört gözle beklediği ciğer paresi dönmez:
“Bir haber işittim sefer ilinden
Şu sineme bir od düştü yanıyor
Gizlemeye çare mecal kalmadı
Gönül kuşu pervaz edip dönüyor”
Dönmeyen sefercinin sevgisi ve hasretliği, aşığımızın sinesine bir ateş atar:
“Yandı ciğer kebap oldu narinden
Hep melekler aciz kaldı zarindan
Nice Koçyiğitler geçti serinden
Kimi şehit kimi gazi oluyor”
Hasretlik on beş ay olmuş. Kavuşma ne zaman?
“Kimselere bildirmedim halimi
Felek kırdı kanadımı kolumu
On beş aydır gözlüyorum yolunu
Sanırım ki seferciler geliyor”
Onun “haydi oğlum, ya şehit ol, ya, gazi” düsturuyla yolladığı aslan şehit düşmüştür:
Şu yalan dünyanın hem hümanı
Onlarda çok olur Hakk’ın ihsanı
Şehit düşmüş yolladığım aslanı
Onlar ahret muradına eriyor”
Ama ne gam onun için! Zira kalp gözüyle gördüğü şehitlerin makamlarını bize tasvir eder: Şehit olanlar sual-hesap görmezler, şehitlerin ünleri arşa çıkar, cennete girerler, Kevser ırmağından kana kana içerler, hülle donları giyerler, yüzleri nurla aydınlanır, huri kızları onları sever, Allah’ın cemalini cennetten görürler…
“Nur ile münevver olur yüzleri
Onları pek sever huri kızları
Hakk’ın divanını görür gözleri
Onlar dostun cemalini görüyor”
Aşığımızın ciğer paresi ile görüşmesi kıyamete kalıyor:
“Hasretin de kıyamete kalıyor”
Derleyen Nezir Ötegen











