CUMULU
Develi ilçesi Sarıkaya köyünde 1950 li yılların sonunda yaşanmış gerçek bir hikayeBu yaşanmış hikaye, Adalet Bakanlığı Teftiş kurulu Başkanı merhum Ahmet Fırat'ın "Torosların Ehmeti" isimli eserinden alındı. İskarpini yeni yağlı,
Üstünde gülleri bağlı,
Evlenmemiş delikanlı.CUMULU CUMULU! Asıl adı Cemal olmasına rağmen Cumulu olarak bil ve çağrılırdı. Veli dayının kızı Safiye'nin Çataloluk köyünden ( Hasan ile evliliğinden dünyaya gelmişti. Daha bebekken annesinin
Costan Hasan'dan ayrılmasıyla birlikte Veli dedesinin evine gelmişlerdiBir süre sonra annesinin Saraycık köyünden Çekiç Mustafa ile evlenip
gitmesiyle Cumulu, dedesinin evinde kalmış ve ebesi Şefre tarafından
büyütülmüştü. Eli değnek tutmaya başlayınca da, Veli dedesinin davarlarını gütmeye başlamıştı. Kara kuru çelimsiz bir çocuktu. Aylarca
yıkanmamış yağlı, karışık, uzun saçları, güneş ve kirden çatlayıp
Kermeleşmiş şakakları, batan dikenlerin su toplamasıyla cerahatlenip şişmiş elleri, dipleri kir dolmuş uzun tırnakları ve kendisini taşımakta
zorlanan çelimsiz bacaklarıyla sanki hayata küsmüş gibiydi. Üzerine giydiği Veli dedesinin ya da dayılarından birisinin eski pantolonunun paçalan yerde sürünür, üzerinde palto gibi duran ceket ellerini içeride bıraktığından, onları dışarı çıkarmak için büyük uğraş verirdi. Taşıdığı kendisinden büyük değnekle koyunların peşinden iki adım ileri bir adım geri gider gibi gönülsüzce yürür, değneğine yaslanıp durduğunda sanki bir
bostan korkuluğunu andırırdı...
*
Derken bir gün, Cumulu çalışmak üzere babasının akrabaları tarafından İstanbul'a götürüldü. Birkaç yıl sonra köye gelen haberlere göre, İstanbul'da bir kunduracının yanına çırak olarak verilip ayakkabı yapmayı öğrenmiş ve para kazanmaya başlamıştı. Artık, Veli dedesine ve annesine de para gönderir olmuştu. Geçen zaman içerisinde askerliğini de yaptıktan sonra, İstanbul'da iyi bir yaşantısı olduğu, hayatını kurtardığı yolunda hep iyi haberleri geliyordu köyümüze1961 yılı Haziran ayının ilk günlerinde, Cumulu'nun İstanbul'dan köye gelmiş olduğunu ve dedesiyle ebesini görmek için yaylaya geleceğini duyduğumuzda hepimizi bir heyecan ve merak sarmıştı. Acaba şimdi Cumulu nasıl birisi olmuştu?Öğleden sonra Cumulu beklendiği gibi yaylaya gelmişti. O eski Cumulu büyümüş, esmer civan bir delikanlı olmuştu. Taranmış saçları, göz kamaştıran beyaz gömleği ve siyah pantolonu, pırıl pırıl parlayan ve yere bastıkça ses çıkartan altı kabaralı kundurası, kolundaki saati
elinden düşürmediği radyosu, duruşu, konuşması ve kostak kostak yürüyüşüyle sanki başka bir âlemden gelmiş gibiydi.
Görüldüğü kadarıyla
üzerinde bir hayli de parası vardı.
Ertesi gün, babasının köyü olan Çataloluk köyüne, oradan da Sakallı'nın oğluyla birlikte Yahyalı'ya gittiği duyuldu.
Birkaç gün sonra, Cumulu'nun kaybolduğu haberi gelmişti yaylaya. Herkeste bir endişe ve merak... Cumulu'ya ne olduğu ve nerede bulunduğu bilinmiyordu. Yahyalı Jandarma Karakolu'na haber verildiği ve her yerde arandığı, birlikte olduğu kişilerin gözaltına alındığı haberleri
duyuluyordu...On gün kadar sonra, annesi Safiye, Cumulu'nun bir torbaya doldurulmuş yağlı elbiseleri ve elinde bir tutam saçıyla çıkıp gelmişti yaylaya! Annesinin, etrafına toplanıp ağlaşan kadınlara anlattığına göre, ‘üç asker arkadaşı, Cumulu'yu evlendirmek bahanesiyle kız bakacağız diye bir al ile Yahyalı'ya çığırmışlar. Orada, parası ve üzerindeki kıymetli eşyaları için onu öldürmeye karar verip çeşitli yollar denemişler. Hatta Zamantı Irmağı'na atmak için ırmak boyunca gezmeye bile götürmüşler. Ancak bu eylemlerini gerçekleştirememişler. En sonunda Uzun Ahmet isimli birinin evinde, onun oğluyla birlik olup geceleyin uyurken boğarak öldürmüşler. Cesedini de gübreyle karıştırıp bir harara koyarak Karacatepe'nin arkasındaki ekin tarlasının içine atmışlar. On gün kadar sonra jandarma tarafından bulunduğunda, haziranın sıcağında eriyip akan yağları hararın dışına çıkmış ve tutunca saçları kelep kelep ele gelecek durumdaymış!Cumulu'yu öldürenlerden Asker arkadaşları olan bu kişiler cinayeti olduğu gibi anlatıp suçlarını kabul ettikten sonra tutuklanıp hapse atılmışlar.Derleyen Nezir Ötegen 14.7.2024 Develi
Develi ilçesi Sarıkaya köyünde 1950 li yılların sonunda yaşanmış gerçek bir hikayeBu yaşanmış hikaye, Adalet Bakanlığı Teftiş kurulu Başkanı merhum Ahmet Fırat'ın "Torosların Ehmeti" isimli eserinden alındı. İskarpini yeni yağlı,
Üstünde gülleri bağlı,
Evlenmemiş delikanlı.CUMULU CUMULU! Asıl adı Cemal olmasına rağmen Cumulu olarak bil ve çağrılırdı. Veli dayının kızı Safiye'nin Çataloluk köyünden ( Hasan ile evliliğinden dünyaya gelmişti. Daha bebekken annesinin
Costan Hasan'dan ayrılmasıyla birlikte Veli dedesinin evine gelmişlerdiBir süre sonra annesinin Saraycık köyünden Çekiç Mustafa ile evlenip
gitmesiyle Cumulu, dedesinin evinde kalmış ve ebesi Şefre tarafından
büyütülmüştü. Eli değnek tutmaya başlayınca da, Veli dedesinin davarlarını gütmeye başlamıştı. Kara kuru çelimsiz bir çocuktu. Aylarca
yıkanmamış yağlı, karışık, uzun saçları, güneş ve kirden çatlayıp
Kermeleşmiş şakakları, batan dikenlerin su toplamasıyla cerahatlenip şişmiş elleri, dipleri kir dolmuş uzun tırnakları ve kendisini taşımakta
zorlanan çelimsiz bacaklarıyla sanki hayata küsmüş gibiydi. Üzerine giydiği Veli dedesinin ya da dayılarından birisinin eski pantolonunun paçalan yerde sürünür, üzerinde palto gibi duran ceket ellerini içeride bıraktığından, onları dışarı çıkarmak için büyük uğraş verirdi. Taşıdığı kendisinden büyük değnekle koyunların peşinden iki adım ileri bir adım geri gider gibi gönülsüzce yürür, değneğine yaslanıp durduğunda sanki bir
bostan korkuluğunu andırırdı...
*
Derken bir gün, Cumulu çalışmak üzere babasının akrabaları tarafından İstanbul'a götürüldü. Birkaç yıl sonra köye gelen haberlere göre, İstanbul'da bir kunduracının yanına çırak olarak verilip ayakkabı yapmayı öğrenmiş ve para kazanmaya başlamıştı. Artık, Veli dedesine ve annesine de para gönderir olmuştu. Geçen zaman içerisinde askerliğini de yaptıktan sonra, İstanbul'da iyi bir yaşantısı olduğu, hayatını kurtardığı yolunda hep iyi haberleri geliyordu köyümüze1961 yılı Haziran ayının ilk günlerinde, Cumulu'nun İstanbul'dan köye gelmiş olduğunu ve dedesiyle ebesini görmek için yaylaya geleceğini duyduğumuzda hepimizi bir heyecan ve merak sarmıştı. Acaba şimdi Cumulu nasıl birisi olmuştu?Öğleden sonra Cumulu beklendiği gibi yaylaya gelmişti. O eski Cumulu büyümüş, esmer civan bir delikanlı olmuştu. Taranmış saçları, göz kamaştıran beyaz gömleği ve siyah pantolonu, pırıl pırıl parlayan ve yere bastıkça ses çıkartan altı kabaralı kundurası, kolundaki saati
elinden düşürmediği radyosu, duruşu, konuşması ve kostak kostak yürüyüşüyle sanki başka bir âlemden gelmiş gibiydi.
Görüldüğü kadarıyla
üzerinde bir hayli de parası vardı.
Ertesi gün, babasının köyü olan Çataloluk köyüne, oradan da Sakallı'nın oğluyla birlikte Yahyalı'ya gittiği duyuldu.
Birkaç gün sonra, Cumulu'nun kaybolduğu haberi gelmişti yaylaya. Herkeste bir endişe ve merak... Cumulu'ya ne olduğu ve nerede bulunduğu bilinmiyordu. Yahyalı Jandarma Karakolu'na haber verildiği ve her yerde arandığı, birlikte olduğu kişilerin gözaltına alındığı haberleri
duyuluyordu...On gün kadar sonra, annesi Safiye, Cumulu'nun bir torbaya doldurulmuş yağlı elbiseleri ve elinde bir tutam saçıyla çıkıp gelmişti yaylaya! Annesinin, etrafına toplanıp ağlaşan kadınlara anlattığına göre, ‘üç asker arkadaşı, Cumulu'yu evlendirmek bahanesiyle kız bakacağız diye bir al ile Yahyalı'ya çığırmışlar. Orada, parası ve üzerindeki kıymetli eşyaları için onu öldürmeye karar verip çeşitli yollar denemişler. Hatta Zamantı Irmağı'na atmak için ırmak boyunca gezmeye bile götürmüşler. Ancak bu eylemlerini gerçekleştirememişler. En sonunda Uzun Ahmet isimli birinin evinde, onun oğluyla birlik olup geceleyin uyurken boğarak öldürmüşler. Cesedini de gübreyle karıştırıp bir harara koyarak Karacatepe'nin arkasındaki ekin tarlasının içine atmışlar. On gün kadar sonra jandarma tarafından bulunduğunda, haziranın sıcağında eriyip akan yağları hararın dışına çıkmış ve tutunca saçları kelep kelep ele gelecek durumdaymış!Cumulu'yu öldürenlerden Asker arkadaşları olan bu kişiler cinayeti olduğu gibi anlatıp suçlarını kabul ettikten sonra tutuklanıp hapse atılmışlar.Derleyen Nezir Ötegen 14.7.2024 Develi










