Cumhurbaşkanı Erdoğan Ebediyete kadar Atasofya'da ezan sesleri yükselecek!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın yalnızca bir ibadet mekanı olmadığını belirterek “Milletimizin tarih şuurunun, medeniyet iddiasının, inanç kudretinin ve fetih ruhunun abideleşmiş timsalidir” dedi. Ayasofya’yı 24 Temmuz 2020’de 86 yıllık hicranın ardından yeniden asli hüviyetine kavuşturduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süsleyeceğine; insanlığın ortak vicdanı ve kültürel hafızasına ışık tutmayı sürdüreceğine gönülde
BÜYÜK ZAFERİN REMZİ: İstanbul’un fethiyle birlikte Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîfi, insanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarından birine şahitlik etmiş bir mâbed olarak yeni bir hüviyet kazanmıştır. Feth-i Mübîn’den önce harap ve bitap halde olan bu eser, 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmet Han ve muzaffer ordusunun İstanbul’u almasıyla birlikte kısa zamanda ihya edilerek, İslam’ın manevi sancağı altında yeniden hayat bulmuştur. Fetih ile birlikte camiye tahvil edilen Ayasofya, çağ açıp çağ kapatan büyük zaferin remzi, fethin mührü ve medeniyetimizin en ihtişamlı eserlerinden biri haline gelmiştir.
İNSANLIĞIN MÜŞTEREK MİRASI: Tarihî hakikatler açıkça göstermektedir ki; 1204 yılında gerçekleşen IV. Haçlı saldırıları sırasında Ayasofya büyük bir tahribata uğramış; pek çok kıymetli eser yağmalanarak farklı coğrafyalara taşınmıştır. Buna mukabil Osmanlı medeniyeti, Ayasofya’ya bir emanet şuuru ve vakıf hassasiyetiyle yaklaşmış; bu kadim mabedi asırlar boyunca ihya etmiş, korumuş ve gelecek nesillere ulaştırmıştır.
Başta Mimar Sinan olmak üzere, devrin büyük mimarları tarafından güçlendirilen yapı, depremlere karşı tahkim edilmiş; ilave edilen unsurlarla İslâmî kimliği daha da belirgin hale getirilmiş, bu suretle insanlığın müşterek mirasına da hürmetle yaklaşılmıştır. Asırlar boyunca Bizans devrine ait mozaiklerin muhafaza edilmesi, Osmanlı’nın medeniyet tasavvurunu, adalet anlayışını ve kültürel emanet bilincini yansıtan müstesna bir örnek olmuştur.