KAYSERİ(MHA)
AYAKKABI SEKTÖRÜ VE DEVELİ -5
ÇARIK ILE BAŞLAYIP YEMENİ İLE DEVAN EDEN KÖŞGERLIK- AYAKKABICILIK MESLEĞİ VE DEVELİ
Ayakkabı; eski çağlardan bu yana, insanların doğa koşullarından korunma ihtiyacından ortaya çıkmış bir ayak giysisidir. Öncelikle ayağı dış etkilerden korumak amacıyla yapılmıştır.
Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türkler, kültürlerini de beraberlerinde taşıyarak her türlü alışkanlık ve geleneklerini sürdürmüşlerdir. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesim, Anadolu’nun hemen her yerinde hayvan yetiştiriciliğine bağlı olarak dericilik ve ayakkabıcılıkla uğraşmışlardır. Orta Asya’da yapılan kazılarda bulunan çizme ve çarıklar eski Türklerde deri işleme ve ayakkabı yapımının gelişmiş olduğunu göstermektedir
ÇARIK
Çarık: Anadolu Türkçesinde çaruk şeklinde kullanılırdı. Çarık “keçe çorabın üzerine giyilen deriden yapılma, deri tabanlı ve üst kısmı sicimli olarak yapılan ayakkabıdır.
Çarık, Osmanlıdan cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kırsal alanda en yaygın kullanılan ayakkabıdır.
Çarık, ayağın tabanınından parmak üstlerine kadar, ayağın etrafı ile topuğu kapatacak şekilde tek parça gönden, sırımla bağlanarak ayağa giyilecek şekilde yapılır. Çarığın en makbulü, tuzla terbiye edilerek gölgede kurutulmuş deriden (gönden) tek parça olarak yapılanıdır.
Çiftçi isen çarık işler tarlada (Âşık Veysel).
Güneş çarığı sıkar, çarık da ayağı derler.
YEMENİ;
Yemeni; üstü kırmızı ya da siyah deriden, tabanı köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabıdır. Yemeniciliğe bir yerde "köşgercilik",de denir. Yemenicilere "köşger", yemeni ustalarına "köşger ustası" denilmektedir.
Köşger kelimesi Farsça "keşfger" kelimesinden gelişmiş olup ayakkabı yapan anlamına gelmektedir. Yemeni ilk defa yemende Yemen-i Ekber isminde bir kimse tarafından icat edilmiş ve kendi ismini vermiştir. Daha sonraları yemeni, Yemen'den Halep'e, Halep'ten de Anadolu'ya intikal etmiştir
YEMENİNİN YAPIM AŞAMALARI
Tabakhanelerde Tabaklanarak ve kök boya ile istenilen renkte boyanan derilerden yapılan yemeninin tabanında camız ve manda köselesi kullanılarak astarda koyun derisi kullanılırdı. Taban kalıba uygun şablon (ıstampa) ile kesilir.
Sayanın dikiminde kenar kıyı ve biyeleri keçi derisi kıyılık dönme dikişi yapılır. Yemeninin, taban ile yüzün birleştirilmesi bizle açılan deliklerden ters dikiş ile yapılır. Bu işlemler sırasında kesinlikle yapıştırıcı kullanılmadığı gibi dikimde kullanılan pamuklu ipliğin sağlamlaştırılması balmumu ile yapılır.
Taban ile yüzün tersten birleştirilmesinden sonra, yemeninin ıslatma işlemi ile derinin yumuşatılması sağlanır. Elde dikilerek çevrilen yemeni, su içerisinde bekletilerek yumuşatıldıktan sonra, ayağın şeklini alabilmesi için kalıba giydirilerek kurumaya bırakılır.
Kalıpta son şeklini alan yemeni, derinin doğal rengi ya da toprak ve ağaç köklerinden elde edilen boyalarla boyanır. En çok kullanılan renkler siyah, kırmızı, yeşil, portakal ve sarıdır. İsteğe göre mor, pembe, mavi ve benzeri renklerde kullanılmaktadır. Saya da yapılan model değişiklikleri yemeninin farklı isimler almasına sağlamaktadır.
KELİK: Koncu incik kemikleri üzerine çıkan, önden deri bağcıkla kapanan, postalın kısa olanı da diyebileceğimiz ayakkabı türüdür. “Yemeniye kelik, yoğurda katık, Bulgur pilavına aş derler bizde.”
POSTAL: Konç denen üst kısmı keçi derisinden, topukları örtecek uzunlukta tabanı sığır dersi köseleden ökçesiz ve tabanın uç kısmı sivri, kayık burnu gibi yukarı kıvrık, çok kayan ve bu yüzden giyeni sık sık düşüren bir ayakkabı türüdür.
AYAKKABICILIK MESLEGİNDE KULLANILAN TERİMLER VE MALZEMELER
ASTİKA: Ayakkabı pençelerini parlatmak için kullanılan geyik veya at kemiğinden yapılmış alet.
AYAKKABI: Özellikle sokakta ayağı korumak için giyilen ve altı kösele,lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan ayak giyeceği,pabuç.
BAĞCIK: Ayakkabı bağı.
BALIKGÖZÜ: Ayakkabılarda bağ geçirilen halka.
BİYE: (Bilet-Fr.-Kısa)Konfeksiyon veya ayakkabı imalatında kullanılan parça derilerdir.
BOMBE: Ayakkabının sayasında deri ile iç astarı arasına konan ve ayakkabının burun kısmının sert durmasını sağlayan, falçata ile traşlanarak inceltilmiş kösele.
BOOTSTRAP:Ayakkabının arka kısmında yer alan, giymeyi kolaylaştırmak için kullanılan tutacak.
CAPULA-KAPARA-PAŞMAK-BAŞMAK-GARAVLE-PABUÇ: Ayakkabı.
ÇARPANA:Ayakkabının topuk tarafındaki arka kısmının topuğun altına yatırılmış şekli.
ÇEDİK: Ayakkabı.
ÇİRİŞ: Ayakkabı yapıştırıcısı.ÇÖRÇİL: Kısa konçlu ve küt burunlu, altı lastik asker postalı.
DİL(LİSAN): Ayakkabı bağlarının altına rastlayan saya parçası.
DİŞLİ:Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç.
EKLEME: Ayakkabı pençesi yama.
ESPADRİL:Kumaş ve hasırdan yapılan yazlık ayakkabı.
FİLAR:1. Ayakkabı, yemeni.2. Eskiden giyilen hafif bir terlik.
FİLOTA: Piyantayı pekiştirmek üzere arka çatısına dikilen parça.
FİSİNAJ: : (Finissage-Fr.-Son olarak gözden geçirme.) Deri işlemenin son aşamasıdır. Derinin parlaklığının, cildinin, esnekliğinin, yırtılma direncinin ve kalitesinin belirlenmesinde önemli payı olan son rütujdur.
FİTİL:Ayakkabıcılıkta bir tarafı düz,öteki tarafı yuvarlak kesilmiş ince küçük deri parçası.
FİYAPA: Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.
FORA: Ayakkabının tabanı ile sayası arasına konmuş parça.
FORT: Ayakkabının sayasında deri ile iç astarının arsına konan ve ayakkabının arka tarafının sert durmasını sağlayan, falçata ile traşlanarak inceltilmiş kösele.
GALOŞ: 1. Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı.2. Müzelerde, özellikle sağlık kurumlarında özel bölümlere girerken ayakkabı üzerine geçirilen ince ve şeffaf korumalık.
GAMBA:Ayakkabının yan yüzlerinden her biri.
GAREVLE(KAREVLE): (Yöresel )Ayakkabı.
GAZOMA:Ayakkabının etrafına yapılan dikiş.
GAZUMA: Kazmatığ.
GETR: Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan bir tür tozluk.
HAFF:Osmanlıca ayakkabı.
HARAMA:Ayakkabının taban köselesinde açılan yarık. Bu kapaklı yarık dikiş işi bittikten sonra çiriş ile yapıştırılarak kapatılır, dikiş görülmez ve ayakkabı kullanılırken dikiş iplikleri yere temas etmediği için de aşınmaz/kesilmez.
HARAMAKİ: Ayakkabının taban köselelerine yarık açmakta kullanılan kunduracı aleti.
HAVLE: Taban yapıştırma presi.
İSTİKA-İSTEKA: Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik.
İŞLİ: Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç.
KABALA-NALÇA: Ayakkabıların altına çakılan, iri başlı demir çivi.
KALAVRA(KALEVRA): Ölçeksiz ayakkabı, yemeni.
KALAVRAHANE: Ayakkabı atölyesi.
KAZUMA MAKİNESİ: Ayakkabı dikişlerinde kullanılan bir tür makine.
KAZUMA TIĞI: Kunduracılıkta, köseleyi ayakkabının yüzüne dikmek için kullanılan tığ.
KELİK:Eski ayakkabı.
KERAT-KERATA: Ayakkabı çekeceği.
KERESTE:Ayakkabı yapımında kullanılan gereçler.
KIÇAYAK:1. Çizmeye benzeyen, ayağa giyilen bir çeşit yemeni.2.Ayakkabıcılıkta bir çeşit ayakkabı kalıbı.
KİLTE:Ayakkabı tokası.
KOVALDANA: Ayakkabının çorapsız giyilmesi.
KÖSELE: Ayakkabı tabanı v.b. kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi. Ayakkabının tabanınde ve bazen topuğunda da kullanılan kalın ve dayanıklı hayvan derisidir. Kullanılmadan önce uzunca bir süre su içinde ıslatılırak tavlanır. Sonra ölçüsüne göre kesilir ve kunduracı dizinin üzerine koyduğu ütü demiri üzerinde çekiç ile döverek kıvama getirir. Normal kösele 3-5 mm kalınlığında ve toprak rengindedir.
Bazı yazlık ayakkabılarda, özellikle sayası beyaz deriden olanlarda veya açık sandalet tipi ayakkabılarda kullanılan beyaz köseleye şaplı kösele denir. Taban içinde, fort ve bombe olarak kullanılan 1-2 mm kalınlığında olan köseleye de vaketa denir.
KÖŞGER-KÖŞKER: Ayakkabı tamircisi, yemenici.
LABUNYA: Ayakkabının ökçe bölümünü parlatma işlemi.
LASTİK: Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç.
LİMAKİ: Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe.
LİSAN-DİL: Ayakkabı bağlarının altına rastlayan saya parçası.
LOFIR:Ayakkabı.
LORTA: Ayakkabı kalıbının çapı.
LOSTRA: Ayakkabı boyama.
LOSTRACI:Lostra salonunda çalışan ayakkabı boyacısı.
LOSTRA SALONU:Ayakkabı boyanılan yer.
LUSTRİN: Parlak kumaş kullanılarak yapılmış ayakkabı.
LUSTUR:Ayakkabı boyacısı,lostracı.
MAKİNETA(MAKASETA): Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.
MASKARATA: Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü.
MASKARAT-MASKARATE: Ayakkabı sayasının burun kısmı.
MEST: Üzerine mesh edilebilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak bir tür ayakkabı.
MEŞİN: (Far.-Sepilenmiş koyun derisi.) Koyundan elde edilen ayakkabılık deridir.
MOKASEN: Kuzey Amerika yerlilerince kullanılan, hayvan derisinden yapılma, üzerleri inci boncukla süslü, ökçesiz, yarım ayakkabı.
NALÇA: Ayakkabı taban demiri.
NEOLİT: Plastik ve kauçuk karışımı,kösele tabana benzeyen bir tür ayakkabı taban çeşidi.
NİAL:Ayakkabıcılar.
NUBUK: Su geçirmez deri.
OLTAN: Ayakkabının yere basan veya iç tarafına dikilen parça.
ÖKÇE: Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü, topuk.
PATUMA(Potuma,patumatığ): Kıvrık uçlu kunduracı bizi.
PENÇE: Ayakkabının tabanındaki kösele.
PİANTA: Ayakkabı tabanının geniş bırakılan kenarı.
PİNE:Ayakkabı yaması.
PİNEDUZ: Ayakkabı tamircisi, eskici.Yamacı.
PİYANTA: Ayakkabı kenarı. Ayakkabının alt taban kenarı.
POİNT:Balede,balerinlerin parmaklarının uç noktasında duruyormuş gibi görünmelerini sağlayan,uçları tahta ya da benzeri malzemeden yapılma patik şekli.
RUGAN: Ayakkabı ve çanta yapımında kullanılan parlak bir deri.
SABO: Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı. Üzerinde deri vb. bant bulunan bir tür sandalet.
SAHTİYAN: Ayakkabı yapımında kullanılan tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış deri.
SAMA: Derilere aşırı yumuşaklık ve çok ince tane verilmek istendiği zaman, daldırıldığı banyo.
SANDAL(SANDALET):Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı.
SAYA: Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü.Ayakkabının modeline ve ölçüsüne göre özel yapılmış mukavva kalıpların yardımı ile kesilmiş deri parçalarını modeline uygun dikerek kalıba çekilecek şekilde üretilmiş malzemeye saya, deri parçalarını saya dikiş makinesinde dikerek bu duruma getiren kişiye de sayacı denir.
USKUFYE: Süet deri olan ayakkabının üretim sırasında sayasının lekelenmesini önleyen beyaz, kasap kağıdına benzer özel bir kağıt. Çok az ıslatılarak saya ile beraber kalıba çekilir ve ayakkabı imalatı sona erince vardolanın hemen üzerinden falçatanın ucu ile dikkatli bir şekilde kesilerek alınır.
ÜTÜ DEMİRİ: O zamanlar terzilerde ve evlerde içine kor halinde mangal kömürü konan ütüler kullanılırdı. Terzilerin kullandığı ütüler evlerde kullanılanlardan daha büyük ve ağır olurdu. Bu ütülerin tamamı dökme demirden olup taban kısmı 2-3 cm kalınlığında idi. İşte kunduracının dizi üzerine koyup örs olarak kullandığı ütü demiri bu ütülerin taban kısmıdır ve bugünkü ütülerin tabanı formundadır. Şimdi bu eski ütülerin bazı nostalji sevenler tarafından çiçek saksısı olarak kullanıldığını biliyoruz.
VAKETA: Ayakkabı yapımında kullanılan buzağı derisi.
VARDOLA: Ayakkabının saya ile alt tabanının birleştiği çıkıntılı bölüm.Ayakkabının taban köselesi üzerindeki üst kattır. Dışardan bakıldığında ayakkabı tabanının tamanını kapladığı sanılan bu parça esasında ayakkabıyı çepeçevre saran dar kösele şerit şeklindedir. Vardola, astar köselesi ile sayayı yani 3 parçayı birbirine bağlar.
Taban köselesi de vardelaya, taban köselesinde falçata ucu ile açılmış haramaki kanalından elde veya kazuma makinesi ile dikilir.
VİDALA:Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi.
YAMACI: Ayakkabı eskicisi.
YEMENİ: Bir tür hafif ve kaba ayakkabı.
YURAK: Ayakkabı yaması.
ZENNE: (zen-Far/ne-Far-kadınca)3-4 mm klaınlıkta olan bayan ayakkabılarının işlenmiş köseleleridir.
AYAKKABI SEKTÖRÜ VE DEVELİ -5
ÇARIK ILE BAŞLAYIP YEMENİ İLE DEVAN EDEN KÖŞGERLIK- AYAKKABICILIK MESLEĞİ VE DEVELİ
Ayakkabı; eski çağlardan bu yana, insanların doğa koşullarından korunma ihtiyacından ortaya çıkmış bir ayak giysisidir. Öncelikle ayağı dış etkilerden korumak amacıyla yapılmıştır.
Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türkler, kültürlerini de beraberlerinde taşıyarak her türlü alışkanlık ve geleneklerini sürdürmüşlerdir. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesim, Anadolu’nun hemen her yerinde hayvan yetiştiriciliğine bağlı olarak dericilik ve ayakkabıcılıkla uğraşmışlardır. Orta Asya’da yapılan kazılarda bulunan çizme ve çarıklar eski Türklerde deri işleme ve ayakkabı yapımının gelişmiş olduğunu göstermektedir
ÇARIK
Çarık: Anadolu Türkçesinde çaruk şeklinde kullanılırdı. Çarık “keçe çorabın üzerine giyilen deriden yapılma, deri tabanlı ve üst kısmı sicimli olarak yapılan ayakkabıdır.
Çarık, Osmanlıdan cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kırsal alanda en yaygın kullanılan ayakkabıdır.
Çarık, ayağın tabanınından parmak üstlerine kadar, ayağın etrafı ile topuğu kapatacak şekilde tek parça gönden, sırımla bağlanarak ayağa giyilecek şekilde yapılır. Çarığın en makbulü, tuzla terbiye edilerek gölgede kurutulmuş deriden (gönden) tek parça olarak yapılanıdır.
Çiftçi isen çarık işler tarlada (Âşık Veysel).
Güneş çarığı sıkar, çarık da ayağı derler.
YEMENİ;
Yemeni; üstü kırmızı ya da siyah deriden, tabanı köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabıdır. Yemeniciliğe bir yerde "köşgercilik",de denir. Yemenicilere "köşger", yemeni ustalarına "köşger ustası" denilmektedir.
Köşger kelimesi Farsça "keşfger" kelimesinden gelişmiş olup ayakkabı yapan anlamına gelmektedir. Yemeni ilk defa yemende Yemen-i Ekber isminde bir kimse tarafından icat edilmiş ve kendi ismini vermiştir. Daha sonraları yemeni, Yemen'den Halep'e, Halep'ten de Anadolu'ya intikal etmiştir
YEMENİNİN YAPIM AŞAMALARI
Tabakhanelerde Tabaklanarak ve kök boya ile istenilen renkte boyanan derilerden yapılan yemeninin tabanında camız ve manda köselesi kullanılarak astarda koyun derisi kullanılırdı. Taban kalıba uygun şablon (ıstampa) ile kesilir.
Sayanın dikiminde kenar kıyı ve biyeleri keçi derisi kıyılık dönme dikişi yapılır. Yemeninin, taban ile yüzün birleştirilmesi bizle açılan deliklerden ters dikiş ile yapılır. Bu işlemler sırasında kesinlikle yapıştırıcı kullanılmadığı gibi dikimde kullanılan pamuklu ipliğin sağlamlaştırılması balmumu ile yapılır.
Taban ile yüzün tersten birleştirilmesinden sonra, yemeninin ıslatma işlemi ile derinin yumuşatılması sağlanır. Elde dikilerek çevrilen yemeni, su içerisinde bekletilerek yumuşatıldıktan sonra, ayağın şeklini alabilmesi için kalıba giydirilerek kurumaya bırakılır.
Kalıpta son şeklini alan yemeni, derinin doğal rengi ya da toprak ve ağaç köklerinden elde edilen boyalarla boyanır. En çok kullanılan renkler siyah, kırmızı, yeşil, portakal ve sarıdır. İsteğe göre mor, pembe, mavi ve benzeri renklerde kullanılmaktadır. Saya da yapılan model değişiklikleri yemeninin farklı isimler almasına sağlamaktadır.
KELİK: Koncu incik kemikleri üzerine çıkan, önden deri bağcıkla kapanan, postalın kısa olanı da diyebileceğimiz ayakkabı türüdür. “Yemeniye kelik, yoğurda katık, Bulgur pilavına aş derler bizde.”
POSTAL: Konç denen üst kısmı keçi derisinden, topukları örtecek uzunlukta tabanı sığır dersi köseleden ökçesiz ve tabanın uç kısmı sivri, kayık burnu gibi yukarı kıvrık, çok kayan ve bu yüzden giyeni sık sık düşüren bir ayakkabı türüdür.
AYAKKABICILIK MESLEGİNDE KULLANILAN TERİMLER VE MALZEMELER
ASTİKA: Ayakkabı pençelerini parlatmak için kullanılan geyik veya at kemiğinden yapılmış alet.
AYAKKABI: Özellikle sokakta ayağı korumak için giyilen ve altı kösele,lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan ayak giyeceği,pabuç.
BAĞCIK: Ayakkabı bağı.
BALIKGÖZÜ: Ayakkabılarda bağ geçirilen halka.
BİYE: (Bilet-Fr.-Kısa)Konfeksiyon veya ayakkabı imalatında kullanılan parça derilerdir.
BOMBE: Ayakkabının sayasında deri ile iç astarı arasına konan ve ayakkabının burun kısmının sert durmasını sağlayan, falçata ile traşlanarak inceltilmiş kösele.
BOOTSTRAP:Ayakkabının arka kısmında yer alan, giymeyi kolaylaştırmak için kullanılan tutacak.
CAPULA-KAPARA-PAŞMAK-BAŞMAK-GARAVLE-PABUÇ: Ayakkabı.
ÇARPANA:Ayakkabının topuk tarafındaki arka kısmının topuğun altına yatırılmış şekli.
ÇEDİK: Ayakkabı.
ÇİRİŞ: Ayakkabı yapıştırıcısı.ÇÖRÇİL: Kısa konçlu ve küt burunlu, altı lastik asker postalı.
DİL(LİSAN): Ayakkabı bağlarının altına rastlayan saya parçası.
DİŞLİ:Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç.
EKLEME: Ayakkabı pençesi yama.
ESPADRİL:Kumaş ve hasırdan yapılan yazlık ayakkabı.
FİLAR:1. Ayakkabı, yemeni.2. Eskiden giyilen hafif bir terlik.
FİLOTA: Piyantayı pekiştirmek üzere arka çatısına dikilen parça.
FİSİNAJ: : (Finissage-Fr.-Son olarak gözden geçirme.) Deri işlemenin son aşamasıdır. Derinin parlaklığının, cildinin, esnekliğinin, yırtılma direncinin ve kalitesinin belirlenmesinde önemli payı olan son rütujdur.
FİTİL:Ayakkabıcılıkta bir tarafı düz,öteki tarafı yuvarlak kesilmiş ince küçük deri parçası.
FİYAPA: Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.
FORA: Ayakkabının tabanı ile sayası arasına konmuş parça.
FORT: Ayakkabının sayasında deri ile iç astarının arsına konan ve ayakkabının arka tarafının sert durmasını sağlayan, falçata ile traşlanarak inceltilmiş kösele.
GALOŞ: 1. Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı.2. Müzelerde, özellikle sağlık kurumlarında özel bölümlere girerken ayakkabı üzerine geçirilen ince ve şeffaf korumalık.
GAMBA:Ayakkabının yan yüzlerinden her biri.
GAREVLE(KAREVLE): (Yöresel )Ayakkabı.
GAZOMA:Ayakkabının etrafına yapılan dikiş.
GAZUMA: Kazmatığ.
GETR: Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan bir tür tozluk.
HAFF:Osmanlıca ayakkabı.
HARAMA:Ayakkabının taban köselesinde açılan yarık. Bu kapaklı yarık dikiş işi bittikten sonra çiriş ile yapıştırılarak kapatılır, dikiş görülmez ve ayakkabı kullanılırken dikiş iplikleri yere temas etmediği için de aşınmaz/kesilmez.
HARAMAKİ: Ayakkabının taban köselelerine yarık açmakta kullanılan kunduracı aleti.
HAVLE: Taban yapıştırma presi.
İSTİKA-İSTEKA: Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik.
İŞLİ: Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç.
KABALA-NALÇA: Ayakkabıların altına çakılan, iri başlı demir çivi.
KALAVRA(KALEVRA): Ölçeksiz ayakkabı, yemeni.
KALAVRAHANE: Ayakkabı atölyesi.
KAZUMA MAKİNESİ: Ayakkabı dikişlerinde kullanılan bir tür makine.
KAZUMA TIĞI: Kunduracılıkta, köseleyi ayakkabının yüzüne dikmek için kullanılan tığ.
KELİK:Eski ayakkabı.
KERAT-KERATA: Ayakkabı çekeceği.
KERESTE:Ayakkabı yapımında kullanılan gereçler.
KIÇAYAK:1. Çizmeye benzeyen, ayağa giyilen bir çeşit yemeni.2.Ayakkabıcılıkta bir çeşit ayakkabı kalıbı.
KİLTE:Ayakkabı tokası.
KOVALDANA: Ayakkabının çorapsız giyilmesi.
KÖSELE: Ayakkabı tabanı v.b. kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi. Ayakkabının tabanınde ve bazen topuğunda da kullanılan kalın ve dayanıklı hayvan derisidir. Kullanılmadan önce uzunca bir süre su içinde ıslatılırak tavlanır. Sonra ölçüsüne göre kesilir ve kunduracı dizinin üzerine koyduğu ütü demiri üzerinde çekiç ile döverek kıvama getirir. Normal kösele 3-5 mm kalınlığında ve toprak rengindedir.
Bazı yazlık ayakkabılarda, özellikle sayası beyaz deriden olanlarda veya açık sandalet tipi ayakkabılarda kullanılan beyaz köseleye şaplı kösele denir. Taban içinde, fort ve bombe olarak kullanılan 1-2 mm kalınlığında olan köseleye de vaketa denir.
KÖŞGER-KÖŞKER: Ayakkabı tamircisi, yemenici.
LABUNYA: Ayakkabının ökçe bölümünü parlatma işlemi.
LASTİK: Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç.
LİMAKİ: Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe.
LİSAN-DİL: Ayakkabı bağlarının altına rastlayan saya parçası.
LOFIR:Ayakkabı.
LORTA: Ayakkabı kalıbının çapı.
LOSTRA: Ayakkabı boyama.
LOSTRACI:Lostra salonunda çalışan ayakkabı boyacısı.
LOSTRA SALONU:Ayakkabı boyanılan yer.
LUSTRİN: Parlak kumaş kullanılarak yapılmış ayakkabı.
LUSTUR:Ayakkabı boyacısı,lostracı.
MAKİNETA(MAKASETA): Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.
MASKARATA: Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü.
MASKARAT-MASKARATE: Ayakkabı sayasının burun kısmı.
MEST: Üzerine mesh edilebilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak bir tür ayakkabı.
MEŞİN: (Far.-Sepilenmiş koyun derisi.) Koyundan elde edilen ayakkabılık deridir.
MOKASEN: Kuzey Amerika yerlilerince kullanılan, hayvan derisinden yapılma, üzerleri inci boncukla süslü, ökçesiz, yarım ayakkabı.
NALÇA: Ayakkabı taban demiri.
NEOLİT: Plastik ve kauçuk karışımı,kösele tabana benzeyen bir tür ayakkabı taban çeşidi.
NİAL:Ayakkabıcılar.
NUBUK: Su geçirmez deri.
OLTAN: Ayakkabının yere basan veya iç tarafına dikilen parça.
ÖKÇE: Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü, topuk.
PATUMA(Potuma,patumatığ): Kıvrık uçlu kunduracı bizi.
PENÇE: Ayakkabının tabanındaki kösele.
PİANTA: Ayakkabı tabanının geniş bırakılan kenarı.
PİNE:Ayakkabı yaması.
PİNEDUZ: Ayakkabı tamircisi, eskici.Yamacı.
PİYANTA: Ayakkabı kenarı. Ayakkabının alt taban kenarı.
POİNT:Balede,balerinlerin parmaklarının uç noktasında duruyormuş gibi görünmelerini sağlayan,uçları tahta ya da benzeri malzemeden yapılma patik şekli.
RUGAN: Ayakkabı ve çanta yapımında kullanılan parlak bir deri.
SABO: Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı. Üzerinde deri vb. bant bulunan bir tür sandalet.
SAHTİYAN: Ayakkabı yapımında kullanılan tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış deri.
SAMA: Derilere aşırı yumuşaklık ve çok ince tane verilmek istendiği zaman, daldırıldığı banyo.
SANDAL(SANDALET):Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı.
SAYA: Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü.Ayakkabının modeline ve ölçüsüne göre özel yapılmış mukavva kalıpların yardımı ile kesilmiş deri parçalarını modeline uygun dikerek kalıba çekilecek şekilde üretilmiş malzemeye saya, deri parçalarını saya dikiş makinesinde dikerek bu duruma getiren kişiye de sayacı denir.
USKUFYE: Süet deri olan ayakkabının üretim sırasında sayasının lekelenmesini önleyen beyaz, kasap kağıdına benzer özel bir kağıt. Çok az ıslatılarak saya ile beraber kalıba çekilir ve ayakkabı imalatı sona erince vardolanın hemen üzerinden falçatanın ucu ile dikkatli bir şekilde kesilerek alınır.
ÜTÜ DEMİRİ: O zamanlar terzilerde ve evlerde içine kor halinde mangal kömürü konan ütüler kullanılırdı. Terzilerin kullandığı ütüler evlerde kullanılanlardan daha büyük ve ağır olurdu. Bu ütülerin tamamı dökme demirden olup taban kısmı 2-3 cm kalınlığında idi. İşte kunduracının dizi üzerine koyup örs olarak kullandığı ütü demiri bu ütülerin taban kısmıdır ve bugünkü ütülerin tabanı formundadır. Şimdi bu eski ütülerin bazı nostalji sevenler tarafından çiçek saksısı olarak kullanıldığını biliyoruz.
VAKETA: Ayakkabı yapımında kullanılan buzağı derisi.
VARDOLA: Ayakkabının saya ile alt tabanının birleştiği çıkıntılı bölüm.Ayakkabının taban köselesi üzerindeki üst kattır. Dışardan bakıldığında ayakkabı tabanının tamanını kapladığı sanılan bu parça esasında ayakkabıyı çepeçevre saran dar kösele şerit şeklindedir. Vardola, astar köselesi ile sayayı yani 3 parçayı birbirine bağlar.
Taban köselesi de vardelaya, taban köselesinde falçata ucu ile açılmış haramaki kanalından elde veya kazuma makinesi ile dikilir.
VİDALA:Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi.
YAMACI: Ayakkabı eskicisi.
YEMENİ: Bir tür hafif ve kaba ayakkabı.
YURAK: Ayakkabı yaması.
ZENNE: (zen-Far/ne-Far-kadınca)3-4 mm klaınlıkta olan bayan ayakkabılarının işlenmiş köseleleridir.










