Aş, kaşık ile yenir,
iş keşik(sıra)ile yapılır Dîvânu Lugâti’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmud;
Boş laf kulağa,
boş gışuk ağıza yakışmaz” diyor.Anadolu’da Kaşıkçılığı’nın meşhur ustası Ahi M. Sami Onay, Ahmed Yesevî hazretlerinin lâkabının “Kaşıkçı Dede” olduğunu ve onun Anadolu’ya gönderdiği Horosan Er’lerinin de geçimlerini sağlamak için “Ocak”ta pişmek suretiyle mesleklerini icra ettiklerini ifade ediyor.Dr. Ali Kemal Belviranlı’nın kaşıkçılığı da meşhurmuş.HER AĞAÇTAN KAŞIK OLMAZMIŞ
Geçmişten günümüze mutfak eşyaları ne kadar renklenip çeşitlense de tahta kaşıklar yerini hep korumaya devam ediyor.Tahta kaşık ustaları,
el sanatı ile lezzetleri buluşturma gayretini devam ettiriyor.Pilav Kaşığı
Çorba kaşığı
Aşure kaşığı
Hoşaf kaşığı Tahta kaşık alırken
Ceviz, şimşir, limon, tut,
kayın, gürgen gibi sert yapraklı ağaçlardan üretilenlerin tercih edilmelidir.Ancak, tahta kaşıklar verniksiz olmalı ve elde yıkanmalı
Yıkama şekli ise sadece suyla yıkama yapılıp kurutulmalı ve kuru tutulmalıdır. sağlık açısından hiçbir zararı olmayan kaşığın parlak görünmesinde vernik değil, çam sakızına karıştırılan yağlardan elde edilen rugan kullanılabilirmiş. KAŞIK VE ATASÖZLERİMİZDEN
Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın.
Aşure yemeğe giden kaşığını cebinde taşır. Çanağa ne koyarsan kaşığına o çıkar.
Her ağaçtan kaşık olmaz. Her usta kaşık yapar ama sapını ortalayamaz.ADETLERDEN
Anadolu’da erkeklerin ebeveynlerine “artık evlenmek istiyorum.” demek için kullandığı yöntem arasında
Pilava kaşık saplamak da yerini alır.
Gastronomi kavramına etki eden ögelerden birisi de kaşık'tır
kaşıkların saplarına,
“Hakk berakatını vere”, “Afiyet olsun”,
“Ne yersen ye israf etme”, “Az yiyen az uyur. Çok yiyen geç uyur”,
“Dertlerin başı mide, dermanın başı da perhizdir”, “Az ye, az konuş, az uyu sağlıklı ol”,
şeklinde insanların gözlerine ve kulaklarına hitabetmek adına etkili sözler yazılırdı.OSMANLIDA KAŞIK ÇEŞİTLERİ
19.Yüzyıl. Osmanlı kaşık ustaları tahta kaşık yanısıra Fildişi, bağa (kaplumbağa kabuğu), boynuz, kemik ve mercan gibi kıymetli ve çeşitli malzemelerden yapılmış. Sahibine göre değer ve sanatsal özellikler taşıyan, yemeğin çeşidine uygun olarak biçim ve boyut farklılıkları gösteren kaşıklar doğal malzemeden yapılmakta ve hafif içimlerde kullanılmaktaydı, sıcak içimlerde ise ılıklaştırma özelliğine sahipti.Kaynak;Tahta kaşık kulübü
Derleyen;Nezir Ötegen
iş keşik(sıra)ile yapılır Dîvânu Lugâti’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmud;
Boş laf kulağa,
boş gışuk ağıza yakışmaz” diyor.Anadolu’da Kaşıkçılığı’nın meşhur ustası Ahi M. Sami Onay, Ahmed Yesevî hazretlerinin lâkabının “Kaşıkçı Dede” olduğunu ve onun Anadolu’ya gönderdiği Horosan Er’lerinin de geçimlerini sağlamak için “Ocak”ta pişmek suretiyle mesleklerini icra ettiklerini ifade ediyor.Dr. Ali Kemal Belviranlı’nın kaşıkçılığı da meşhurmuş.HER AĞAÇTAN KAŞIK OLMAZMIŞ
Geçmişten günümüze mutfak eşyaları ne kadar renklenip çeşitlense de tahta kaşıklar yerini hep korumaya devam ediyor.Tahta kaşık ustaları,
el sanatı ile lezzetleri buluşturma gayretini devam ettiriyor.Pilav Kaşığı
Çorba kaşığı
Aşure kaşığı
Hoşaf kaşığı Tahta kaşık alırken
Ceviz, şimşir, limon, tut,
kayın, gürgen gibi sert yapraklı ağaçlardan üretilenlerin tercih edilmelidir.Ancak, tahta kaşıklar verniksiz olmalı ve elde yıkanmalı
Yıkama şekli ise sadece suyla yıkama yapılıp kurutulmalı ve kuru tutulmalıdır. sağlık açısından hiçbir zararı olmayan kaşığın parlak görünmesinde vernik değil, çam sakızına karıştırılan yağlardan elde edilen rugan kullanılabilirmiş. KAŞIK VE ATASÖZLERİMİZDEN
Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın.
Aşure yemeğe giden kaşığını cebinde taşır. Çanağa ne koyarsan kaşığına o çıkar.
Her ağaçtan kaşık olmaz. Her usta kaşık yapar ama sapını ortalayamaz.ADETLERDEN
Anadolu’da erkeklerin ebeveynlerine “artık evlenmek istiyorum.” demek için kullandığı yöntem arasında
Pilava kaşık saplamak da yerini alır.
Gastronomi kavramına etki eden ögelerden birisi de kaşık'tır
kaşıkların saplarına,
“Hakk berakatını vere”, “Afiyet olsun”,
“Ne yersen ye israf etme”, “Az yiyen az uyur. Çok yiyen geç uyur”,
“Dertlerin başı mide, dermanın başı da perhizdir”, “Az ye, az konuş, az uyu sağlıklı ol”,
şeklinde insanların gözlerine ve kulaklarına hitabetmek adına etkili sözler yazılırdı.OSMANLIDA KAŞIK ÇEŞİTLERİ
19.Yüzyıl. Osmanlı kaşık ustaları tahta kaşık yanısıra Fildişi, bağa (kaplumbağa kabuğu), boynuz, kemik ve mercan gibi kıymetli ve çeşitli malzemelerden yapılmış. Sahibine göre değer ve sanatsal özellikler taşıyan, yemeğin çeşidine uygun olarak biçim ve boyut farklılıkları gösteren kaşıklar doğal malzemeden yapılmakta ve hafif içimlerde kullanılmaktaydı, sıcak içimlerde ise ılıklaştırma özelliğine sahipti.Kaynak;Tahta kaşık kulübü
Derleyen;Nezir Ötegen











