ARJANTİN’İ KEŞFEDEN DEVELİLİLER 9 DEVELİLİ HEMŞERİMİZİN VATAN SAVUNMASI İÇİN ÇIKTIĞI YOLDA KARŞILAŞTIKLARI YAZI UZUN DİYE OKUMAYA ÜŞENEBILİRİZ.
AMA ECDADIMIZIN YAŞADIKLARINI HİÇ DEĞİLSE OKUYABİLİRİZ.DEVELİNİN HER KÖYÜ VE MAHALLESİNDEN BUR ARJANTİN HATIRASI ÇIKABİLİR İşte bunlardan birisi daha Bilindigiüzere 1. Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren bir savaştır.
Savaşın taraflarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nda "Genel Savaş" anlamında Harb-i Umumi halk arasında ise Seferberlik olarak adlandırılmaktadır.O yıllarda Osmanlı coğrafyasında pek çok savaşın yenilgi ile neticelenmesi ve Anadolu'ya doğru yönünü çeviren göçlerin etkisiyle geçimini sağlamakta zorlanan Anadolu halkı maişet kaygısıyla veya misyonerlerin telkin ettiği bol paralı, bol ışıklı hülyalara kapılarak özellikle Yeni Dünya adı verilen Amerika kıtasına doğru göç etmeye başlamıştı. Bu göç hikâyelerinin en ilginç olanlarından birisi de Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nde ortaya çıkan ve Yedikıta Dergisi'nin son sayısında yayınladığı mektuba göre, dramatik hikaye Kayseri'nin Develi kazasından yola çıkan dokuz Develili hemşerimizin Arjantin'in başkenti Buenos Aires'e gitmesiyle başlıyor. SEFERBERLİK İLANINI DUYAN DEVELİLİLER HEMEN YOLA KOYULUR ANCAK........ 1913 yılında Buenos Aires'e giden ve orada üç yıl çalıştiktan sonra Sabah gazetesinde yayınlanan Seferberlik emrini duyan Develili gurbetçiler, bir Fransız vapuruna binerek yola çıkarlar.Ancak, Fransız vapuru Buenos Aires'ten hareket ettikten bir ay sonra Fransa'nın Marsilya şehrine ulaşır. Vapurdan bütün yolcular şehre çıkabildiği halde Develililerin çıkışına izin verilmez. Bir iki saat sonra polis onları alıp doğruca karakola götürür. Ne olduğunu anlayamayan bu masum hemserilerimiz, kendileri yoldayken 5 Kasım 1914'te Fransa'nın Osmanlı Devleti'ne,11 Kasım'da da Osmanlı Devleti'nin Fransa'ya savaş ilan ettiğinden haberleri bile yoktur. Böylece yolculuk esnasında sivil Osmanlı esiri durumuna düşmüş olan hemşerilerimiz Marsilya'dan Korsika Adası'na gönderilerek esir kampına konulurlar. Bu kamptan kaleme aldıkları ve esir olarak yaşadıkları günleri anlattıkları mektup, 1916'da bir Alman savaş esiri vasıtasıyla İsviçre'nin Bern şehrindeki Almanya Elçiliği'ne teslim edilmiş. Mektup daha sonra Osmanlı Devleti'nin Bern Elçisi Fuad Selim Bey'e ulaştırılmış. Osmanlı esirlerinin kendi tabirleriyle "feryadname" adını verdikleri ve ancak 10 Nisan 1918 tarihinde Hariciye Nezareti'ne takdim edilmiş olan mektupta şunlar yazıyor:"FERYATNAME
Bern Osmanlı Sefiri Fuad Selim Bey'e;
Beyefendi, bizler Türkiye Anadolusu'nun Kayseri sancağına tâbi Develi kazası ahalisindeniz. Üç seneden beri ailemizin geçimi için Amerika'nın Buenos Aires şehrinde çalışmakta idik. Mukaddes vatanımıza kavuşmak hevesiyle ve Sabah gazetesinin ilan ettiği seferberlik emri üzerine harp ilanından evvel Buenos Aires Şehbenderhanesi'ne (konsolosluk) giderek pasaportlarımızı aldık. Fransız vapuruyla Buenos Aires'ten hareket ettikten bir ay sonra Marsilya'ya geldik. Bizleri vapurdan bütün siviller çıkana kadar bırakmadılar. Bir iki saat sonra polis bizleri alıp doğruca karakola götürdü, pasaportlarımıza bakıp bizleri Anton Fareş isminde bir otelciye teslim etti. Meğer bizler vapurda gelirken Türkiye ile Fransa arasında harp ilan olunmuş. Marsilya'ya geldiğimizde bizim konsolos on gün evvel Marsilya'dan hareket etmiş. Türkiye'ye gitmek için müsaade talep ettik, vermediler. İtalya'ya, Bulgaristan'a ve Yunanistan'a dahi yol vermediler. Bu halde Marsilya'da otuz sekiz gün serbest bıraktılar. Birkaç gün evvel iki polis ile otelci ve bir komiser saat beş raddelerinde gelip bizlerden zorla 1160 frank aldılar. Otelci, üç gün sonra sabahleyin hepimizi kaldırıp bir vapura götürdü. Yarım saat sonra beş yüzü aşan Alman ve Avusturyalı savaş esiriyle beraber Fransa'nın Korsika Adası'na getirdiler, bir kışlada esir ettiler.TÜRKÇE MEKTUP DAHİ YAZDIRMIYORLAR
Beyefendi bunca zamandır memleketimizden ne mektubumuz ne paramız ne elbisemiz geliyor. Bu yatalak hasta haline düşen aciz insanlar size halini arz ediyor. Bizlere Türkçe mektup dahi yazdırmıyorlar. Bizler ise ne Fransızca ne Almanca lisan biliyoruz. Burada Alman ve Avusturyalılar'ın içerisinde sefil ve perişan bir halde geziyoruz. Merhamet ediniz. Vicdanlı yüreğinizden cümlemiz rica ve istirham eyliyoruz. Marsilya'da olan paramız için Marsilya resmi dairelerine birkaç defa mektup yazdırdık. Bu şikâyetimiz üzerine 617 frank geldi. Kalan 543 frank için tekrar vali ve Amerika Konsolosu'na birkaç defa mektup yazdırdık, bir cevap alamadık. Ne bu paramızı alabiliyoruz, ne de memleketten paramız ve de mektubumuz geliyor.NAMAZ KILAMIYOR ORUÇ TUTAMIYORUZBir de dikkatinizi çekecek bir mesele ki, bu her gün için verdikleri pirinç ve mercimek çorbasıdır. Yenecek bir hali yoktur. Ne yapalım, takdir-i İlahî böyle imiş. Cenâb-ı Hak bizi bir an evvel şu bedbahtlıktan kurtarsın, âmin. Bizler yalnız dokuz kişiyiz. İbadetlerimize dair hiçbir şey yapamıyoruz. Ne namaz, ne oruç. Başka bir Türk kampına gitmek için müsaade talep eyledik, bir cevap alamadık. Afedersiniz, Anadolu lisanıyla yazdığımız şu mektubumuzu değil mektup, feryatnâmelerimiz olarak telakki ediniz. Cümlemiz istirham ile bizlere bir imdat etmenizi rica eyleriz.Kayseri Sancağına tabi Develi kazası ahalisinden Ali İsmail, Hüseyin Mustafa, Mehmed Mehmed, Beyzade Osman, Hacı İbrahim, İbrahim Halil, Muhsin Mehmed, Ali Mehmed, Durmuş Mehmed Paramızı alan otelcinin adresi: Anton Fareş Hotel Du Mout Libon Magenod Caddesi 30-38 Marsilya. Bu paramız için de bir hal çaresi bulup bu alçak heriften alınmasını rica ederiz."Kamptan yazılan mektupları kontrol edebilmek maksadıyla yalnızca Fransızca veya Almanca mektup yazılmasına izin verildiğinden bu dokuz mazlum Develili yabancı dil bilmedikleri için, ne ailelerine ne de Türk konsolosluklarına hallerini arz edebiliyorlardı. Bu mektubu da gizli yollarla Bern Sefiri'ne ulaştırabilmişler.HERKES GİTTİ BİR BİZ KALDIKKorsika'daki esaret günlerini anlattıkları bu mektuptan sonra başka bir Türk esir kampına gitme istekleri kabul edilen bu hemşerilerimiz
ikinci mektubu La Chartrouse kampından yazdılar. 18 Ocak 1919'da Paris Barış Konferansı için Fransa'ya gelen Osmanlı Murahhasları reisi bulunan Sadrazam Damad Ferid Paşa'ya gönderdikleri ve vatanlarına iade edilmeleri için gerekli teşebbüslerin yapılmasını talep ettikleri mektuplarında ise özetle şöyle diyorlar:"Devletlü Paşa Hazretleri:… Dört buçuk senedir sebepsiz ve kabahatsiz tutuklu bulunmaktayız. Bu müddet zarfında vatanımıza gitmek için defaatle müracaat ettik. Fransa Dâhiliye Nezareti'nden bir cevap alamadık. 1918 senesinde Fransa ve Türkiye'de bulunan sivil esirlerin mübadele olunmaları için ilannâme asıldı. Derhal vatanımıza gitmek için imzalar verdik. Talihsizlik, bugüne kadar bir netice hâsıl olmadı. Şimdi ise yedi buçuk ayı aşan bir süre önce mütareke olundu. Muharebeye son verildi.Biçare Osmanlı esirleri şimdi burada beklemekteler. Alman sivil esirleri 1918 senesinde Bern Muahedesi gereği mübadele olundu. Avusturya-Macaristan esirleri de bu tarihten iki hafta önce memleketlerine hareket ettiler. Fransa'da yalnız Osmanlı esirleri kalmıştır. Bu biçarelerin de vatanlarına hareketleri için Fransa hükümetine bir an evvel müracaat eylemenizi buradaki Osmanlılar adına rica ederim. Senelerden beri memleketlerimizde bulunan ailelerimizle mektuplaşamıyoruz. Memleketimizde bulunan anne, baba, eş ve çocuklarımız bizlerin gelmesini sabırsızlıkla gözlemektedirler. 1915 senesinden itibaren Almanya ve Avusturya sivil esirlerinin hastaları İsviçre'ye, ihtiyarları memleketlerine gittiler. Zavallı biçare Müslümanların ihtiyarları ve hastaları Fransa'nın esir kamplarında hayatları bedbaht bir halde beklemekteler.Paşa hazretleri biçarelere acıyınız, merhamet ediniz. Yüzlerce Osmanlı esirinin hallerini nazar-ı dikkate alarak bir an evvel vatanlarımıza hareketimizi Fransa Hükümeti'ne arz eylemenizi insaniyetinizden istirham eyliyoruz. Paşa hazretleri biçare Müslümanlar, Osmanlı murahhaslarından imdat bekliyor. Bu günlerde kurtulacağımızı ümit eyliyoruz. Hareketimize dair gelecek emrin sabırsızlıkla beklendiği, buradaki Osmanlılar tarafından ihtiramla arz olunur. (13 Haziran 1919/Osmanlılar tarafından Mehmed Mehmed/Osmanlı sivil esiri/Le Puy yakınlarında Le Chartreuse Kampı (Haute-Loire) Fransa)Sonuç; BİLİNMİYOR Kaynak:Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Yedikıta Dergisi ve Dilek Pakman
Derleyen Nezir Ötegen
AMA ECDADIMIZIN YAŞADIKLARINI HİÇ DEĞİLSE OKUYABİLİRİZ.DEVELİNİN HER KÖYÜ VE MAHALLESİNDEN BUR ARJANTİN HATIRASI ÇIKABİLİR İşte bunlardan birisi daha Bilindigiüzere 1. Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren bir savaştır.
Savaşın taraflarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nda "Genel Savaş" anlamında Harb-i Umumi halk arasında ise Seferberlik olarak adlandırılmaktadır.O yıllarda Osmanlı coğrafyasında pek çok savaşın yenilgi ile neticelenmesi ve Anadolu'ya doğru yönünü çeviren göçlerin etkisiyle geçimini sağlamakta zorlanan Anadolu halkı maişet kaygısıyla veya misyonerlerin telkin ettiği bol paralı, bol ışıklı hülyalara kapılarak özellikle Yeni Dünya adı verilen Amerika kıtasına doğru göç etmeye başlamıştı. Bu göç hikâyelerinin en ilginç olanlarından birisi de Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nde ortaya çıkan ve Yedikıta Dergisi'nin son sayısında yayınladığı mektuba göre, dramatik hikaye Kayseri'nin Develi kazasından yola çıkan dokuz Develili hemşerimizin Arjantin'in başkenti Buenos Aires'e gitmesiyle başlıyor. SEFERBERLİK İLANINI DUYAN DEVELİLİLER HEMEN YOLA KOYULUR ANCAK........ 1913 yılında Buenos Aires'e giden ve orada üç yıl çalıştiktan sonra Sabah gazetesinde yayınlanan Seferberlik emrini duyan Develili gurbetçiler, bir Fransız vapuruna binerek yola çıkarlar.Ancak, Fransız vapuru Buenos Aires'ten hareket ettikten bir ay sonra Fransa'nın Marsilya şehrine ulaşır. Vapurdan bütün yolcular şehre çıkabildiği halde Develililerin çıkışına izin verilmez. Bir iki saat sonra polis onları alıp doğruca karakola götürür. Ne olduğunu anlayamayan bu masum hemserilerimiz, kendileri yoldayken 5 Kasım 1914'te Fransa'nın Osmanlı Devleti'ne,11 Kasım'da da Osmanlı Devleti'nin Fransa'ya savaş ilan ettiğinden haberleri bile yoktur. Böylece yolculuk esnasında sivil Osmanlı esiri durumuna düşmüş olan hemşerilerimiz Marsilya'dan Korsika Adası'na gönderilerek esir kampına konulurlar. Bu kamptan kaleme aldıkları ve esir olarak yaşadıkları günleri anlattıkları mektup, 1916'da bir Alman savaş esiri vasıtasıyla İsviçre'nin Bern şehrindeki Almanya Elçiliği'ne teslim edilmiş. Mektup daha sonra Osmanlı Devleti'nin Bern Elçisi Fuad Selim Bey'e ulaştırılmış. Osmanlı esirlerinin kendi tabirleriyle "feryadname" adını verdikleri ve ancak 10 Nisan 1918 tarihinde Hariciye Nezareti'ne takdim edilmiş olan mektupta şunlar yazıyor:"FERYATNAME
Bern Osmanlı Sefiri Fuad Selim Bey'e;
Beyefendi, bizler Türkiye Anadolusu'nun Kayseri sancağına tâbi Develi kazası ahalisindeniz. Üç seneden beri ailemizin geçimi için Amerika'nın Buenos Aires şehrinde çalışmakta idik. Mukaddes vatanımıza kavuşmak hevesiyle ve Sabah gazetesinin ilan ettiği seferberlik emri üzerine harp ilanından evvel Buenos Aires Şehbenderhanesi'ne (konsolosluk) giderek pasaportlarımızı aldık. Fransız vapuruyla Buenos Aires'ten hareket ettikten bir ay sonra Marsilya'ya geldik. Bizleri vapurdan bütün siviller çıkana kadar bırakmadılar. Bir iki saat sonra polis bizleri alıp doğruca karakola götürdü, pasaportlarımıza bakıp bizleri Anton Fareş isminde bir otelciye teslim etti. Meğer bizler vapurda gelirken Türkiye ile Fransa arasında harp ilan olunmuş. Marsilya'ya geldiğimizde bizim konsolos on gün evvel Marsilya'dan hareket etmiş. Türkiye'ye gitmek için müsaade talep ettik, vermediler. İtalya'ya, Bulgaristan'a ve Yunanistan'a dahi yol vermediler. Bu halde Marsilya'da otuz sekiz gün serbest bıraktılar. Birkaç gün evvel iki polis ile otelci ve bir komiser saat beş raddelerinde gelip bizlerden zorla 1160 frank aldılar. Otelci, üç gün sonra sabahleyin hepimizi kaldırıp bir vapura götürdü. Yarım saat sonra beş yüzü aşan Alman ve Avusturyalı savaş esiriyle beraber Fransa'nın Korsika Adası'na getirdiler, bir kışlada esir ettiler.TÜRKÇE MEKTUP DAHİ YAZDIRMIYORLAR
Beyefendi bunca zamandır memleketimizden ne mektubumuz ne paramız ne elbisemiz geliyor. Bu yatalak hasta haline düşen aciz insanlar size halini arz ediyor. Bizlere Türkçe mektup dahi yazdırmıyorlar. Bizler ise ne Fransızca ne Almanca lisan biliyoruz. Burada Alman ve Avusturyalılar'ın içerisinde sefil ve perişan bir halde geziyoruz. Merhamet ediniz. Vicdanlı yüreğinizden cümlemiz rica ve istirham eyliyoruz. Marsilya'da olan paramız için Marsilya resmi dairelerine birkaç defa mektup yazdırdık. Bu şikâyetimiz üzerine 617 frank geldi. Kalan 543 frank için tekrar vali ve Amerika Konsolosu'na birkaç defa mektup yazdırdık, bir cevap alamadık. Ne bu paramızı alabiliyoruz, ne de memleketten paramız ve de mektubumuz geliyor.NAMAZ KILAMIYOR ORUÇ TUTAMIYORUZBir de dikkatinizi çekecek bir mesele ki, bu her gün için verdikleri pirinç ve mercimek çorbasıdır. Yenecek bir hali yoktur. Ne yapalım, takdir-i İlahî böyle imiş. Cenâb-ı Hak bizi bir an evvel şu bedbahtlıktan kurtarsın, âmin. Bizler yalnız dokuz kişiyiz. İbadetlerimize dair hiçbir şey yapamıyoruz. Ne namaz, ne oruç. Başka bir Türk kampına gitmek için müsaade talep eyledik, bir cevap alamadık. Afedersiniz, Anadolu lisanıyla yazdığımız şu mektubumuzu değil mektup, feryatnâmelerimiz olarak telakki ediniz. Cümlemiz istirham ile bizlere bir imdat etmenizi rica eyleriz.Kayseri Sancağına tabi Develi kazası ahalisinden Ali İsmail, Hüseyin Mustafa, Mehmed Mehmed, Beyzade Osman, Hacı İbrahim, İbrahim Halil, Muhsin Mehmed, Ali Mehmed, Durmuş Mehmed Paramızı alan otelcinin adresi: Anton Fareş Hotel Du Mout Libon Magenod Caddesi 30-38 Marsilya. Bu paramız için de bir hal çaresi bulup bu alçak heriften alınmasını rica ederiz."Kamptan yazılan mektupları kontrol edebilmek maksadıyla yalnızca Fransızca veya Almanca mektup yazılmasına izin verildiğinden bu dokuz mazlum Develili yabancı dil bilmedikleri için, ne ailelerine ne de Türk konsolosluklarına hallerini arz edebiliyorlardı. Bu mektubu da gizli yollarla Bern Sefiri'ne ulaştırabilmişler.HERKES GİTTİ BİR BİZ KALDIKKorsika'daki esaret günlerini anlattıkları bu mektuptan sonra başka bir Türk esir kampına gitme istekleri kabul edilen bu hemşerilerimiz
ikinci mektubu La Chartrouse kampından yazdılar. 18 Ocak 1919'da Paris Barış Konferansı için Fransa'ya gelen Osmanlı Murahhasları reisi bulunan Sadrazam Damad Ferid Paşa'ya gönderdikleri ve vatanlarına iade edilmeleri için gerekli teşebbüslerin yapılmasını talep ettikleri mektuplarında ise özetle şöyle diyorlar:"Devletlü Paşa Hazretleri:… Dört buçuk senedir sebepsiz ve kabahatsiz tutuklu bulunmaktayız. Bu müddet zarfında vatanımıza gitmek için defaatle müracaat ettik. Fransa Dâhiliye Nezareti'nden bir cevap alamadık. 1918 senesinde Fransa ve Türkiye'de bulunan sivil esirlerin mübadele olunmaları için ilannâme asıldı. Derhal vatanımıza gitmek için imzalar verdik. Talihsizlik, bugüne kadar bir netice hâsıl olmadı. Şimdi ise yedi buçuk ayı aşan bir süre önce mütareke olundu. Muharebeye son verildi.Biçare Osmanlı esirleri şimdi burada beklemekteler. Alman sivil esirleri 1918 senesinde Bern Muahedesi gereği mübadele olundu. Avusturya-Macaristan esirleri de bu tarihten iki hafta önce memleketlerine hareket ettiler. Fransa'da yalnız Osmanlı esirleri kalmıştır. Bu biçarelerin de vatanlarına hareketleri için Fransa hükümetine bir an evvel müracaat eylemenizi buradaki Osmanlılar adına rica ederim. Senelerden beri memleketlerimizde bulunan ailelerimizle mektuplaşamıyoruz. Memleketimizde bulunan anne, baba, eş ve çocuklarımız bizlerin gelmesini sabırsızlıkla gözlemektedirler. 1915 senesinden itibaren Almanya ve Avusturya sivil esirlerinin hastaları İsviçre'ye, ihtiyarları memleketlerine gittiler. Zavallı biçare Müslümanların ihtiyarları ve hastaları Fransa'nın esir kamplarında hayatları bedbaht bir halde beklemekteler.Paşa hazretleri biçarelere acıyınız, merhamet ediniz. Yüzlerce Osmanlı esirinin hallerini nazar-ı dikkate alarak bir an evvel vatanlarımıza hareketimizi Fransa Hükümeti'ne arz eylemenizi insaniyetinizden istirham eyliyoruz. Paşa hazretleri biçare Müslümanlar, Osmanlı murahhaslarından imdat bekliyor. Bu günlerde kurtulacağımızı ümit eyliyoruz. Hareketimize dair gelecek emrin sabırsızlıkla beklendiği, buradaki Osmanlılar tarafından ihtiramla arz olunur. (13 Haziran 1919/Osmanlılar tarafından Mehmed Mehmed/Osmanlı sivil esiri/Le Puy yakınlarında Le Chartreuse Kampı (Haute-Loire) Fransa)Sonuç; BİLİNMİYOR Kaynak:Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Yedikıta Dergisi ve Dilek Pakman
Derleyen Nezir Ötegen









