Milli çekiççi Baltacı 2020 Tokyo Olimpiyatları’ndan madalyayla dönmek istiyor-Video Haber

Milli çekiççi Baltacı 2020 Tokyo Olimpiyatları’ndan madalyayla dönmek istiyor-Video Haber

ANKARA – 2016 Rio Olimpiyatları’na katılmayı az farkla kaçırınca misafir olarak olimpiyatlara götürülen milli çekiççi Özkan Baltacı, 2020 Tokyo Olimpiyatları’ndan madalyayla dönmek istediğini söyledi.

Çekiç atmada 12 yılı geride bırakan 26 yaşındaki milli çekiççi Özkan Baltacı’nın kariyerinde, 2011 dünya 18 yaş altı ikinciliği, 2014 Türkiye şampiyonluğu, 2017 Balkan şampiyonluğu, 2018 Avrupa Atmalar Kupası üçüncülüğü ve 2019 Dünya Üniversiteler Yaz Spor Oyunları şampiyonluğu bulunuyor.

Erkeklerde çok sayıda rekora sahip milli atlet Özkan Baltacı, Anadolu Ajansı (AA) Spor Sohbetleri’nin konuğu oldu.

Özkan Baltacı’nın sohbette, spor, kariyer ve hedeflerine ilişkin sorulara cevapları şöyle:

Atletizmde özellikle çekiç atmada genç yeteneklerden birisin. Özkan Baltacı atletizme nasıl başladı? Kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz?

2008 yılında lisede beden eğitimi öğretmenim Recep Günay tarafından keşfedildim. Kendisi aynı zamanda Atletizm Milli Takımı’nda antrenör. Çekiç atmada o dönem büyük bir boşluk vardı. Fiziksel olarak uygundum. Recep Günay tarafından Ercan Erdin’e teslim edildim. Kendisi emekli başkomiserdi. Atletizm atmalar branşına, çekiç atmaya bu şekilde başladım.

Başladıktan sonra organizasyonlara katıldığında, şampiyonalara gittiğinde neler hissettin? Seni buralara neler taşıdı? Önemli başarıların var. 2020 Tokyo Olimpiyatları’na kota da aldın, Türkiye’yi temsil edeceksin. O yolculuk nasıl oldu senin için, neler hissettin? Çekiç atmak kolay değil. Hayatınla nasıl özdeşleştirdin? 

İlk zamanlar sporu bırakmak istedim. Çünkü ciddi kas ağrıları çekmeye başladım. Hamlık ağrıları yaşamaya başladım. Ancak hocam yetenekli olduğumu ve devam etmem gerektiğini söyledi. Ben de kendisini dinledim ve pes etmedim. Beni zorla sahada tuttular. 6 ay sonra daha çok sevmeye başladım. Çekicin rotasyon dönüşlerini öğrendikçe daha çok sevmeye başladım. Spor hayatımın 9. ayının sonunda ilk Türkiye şampiyonasına katıldım. 16 yaş altında Türkiye üçüncüsü oldum. Bu derece benim motivasyonumu daha da artırmıştı. Daha sonra 2011’de yapılan Dünya Yıldızlar Şampiyonası’nda ikinci oldum. Avrupa Yıldızlar Şampiyonası’nda üçüncü oldum. Yıldızlar rekorunu tam 20 defa kırdım. Belki bu 20’den de fazladır. Yıldızlık dönemim bittiği andan itibaren de gençliğe geçerken radikal bir karar alıp, Ankara’ya gelmeye karar verdim.

Profesyonelleşme oldu mu bu arada?

Çok faydası oldu. Burada Erdal Eryıldırım hocamla başladım ve hala kendisiyle devam ediyorum. Genç, deneyimli bir hoca. Onunla yeni bir sayfa açtık. 18 yaşımdan sonra artık daha profesyonel çalışmaya başladım. Erdal hocam çok profesyonel bir antrenör. Eşref Apak’tan önceki rekortmen Fatih Eryıldırım’ın da aynı zamanda amcaoğlu ve eski antrenörü. Bu deneyimlerden faydalanmak adına 2011’den beri Ankara’da yaşıyorum. Bugün olimpiyat barajını geçtik. 2 defa Avrupa şampiyonu oldum. Dünya üniversiteler şampiyonlukları kazandım. Gençler Türkiye rekoru kırdım. Akdeniz Oyunları şampiyonlukları, Balkan şampiyonlukları kazandım. İslam Oyunları’nda ikincilik elde ettim. Yine buna benzer birçok kupa ve şampiyonluk kazandım.

Profesyonelleştikten sonraki süreçte milli takım kariyerinde çok derece elde ettin. Hayatına ne kattı ve nasıl bir fotoğraf çıkardı karşına? Keşken oldu mu?

Keşkem olduğunu zannetmiyorum. Geçmişimize baktığımızda çok bir keşkem yok. Buraya gelmek bana farklı bir boyut kazandırdı. Çünkü Ankara’ya geldiğimde 17 yaşındaydım. Buraya elimde bir çantayla geldim. Ailem İzmir’de yaşıyordu. Hayatı erken yaşta öğrendim. İyi ki geldim diyorum. Olimpiyatlar için kota aldım. Buraya dünya yıldızlar ikincisi olarak gelmiştim.

Çekiç atmayı hayatında neyle daha çok özdeşleştiriyorsun? Evdeyken ya da ailenle birlikteyken ya da bir şeye bakarken çekiç atmak direkt aklına geliyor mu?

Çekiç atmak hayatımın bir parçası. İzmir’de yaşarken mesela boş olduğum alanlarda dönüş yapıyordum. Ayak hareketlerini, evimizin bahçesinde 5 kiloluk pet şişelerle çekiç dönüşleri yapıyordum. O kadar hayatımla özdeşleşti. Elime ne geldiyse çekiç gibi döndürmeye başlamıştım. Birçok sandalye kırmışlığım var. Çekiç atmanın vermiş olduğu tuhaf ama güzel şeylerden biri de bu.

Çekiç atmada onun bir senkronunun olması gerek. Riskleri de olsa gerek. Bir endişen oluyor mu?

Çekiç atmanın bir matematiği var. Belli bir dönüş var çünkü. O dönüşleri tam olarak tamamlayıp yaklaşık 3 metre 40 santimetrelik bir açıdan dışarı atmamız gerekiyor. Çünkü bir kafesimiz var. Bunun 4’te 3’ü kapalı. Geriye kalan 4’te 1’lik alan durumu var. Çünkü çekiç atma, atletizm ve diğer branşlar içerisindeki en tehlikeli branşlardan biri. Kazası maalesef olmadık sonuçlara sebep olabilir. Bu yüzden de bulunduğumuz dairenin etrafının 4’te 3’ü özel bir fileyle kapalı tutulur. Kalan açık kısımdan sahanın iç kısmına atıyoruz. O iç kısımda belli açılar var. Yaklaşık olarak bir metreden başlayıp 30 metreye kadar yayılan bir açı var. Bu açıların içine atmak zorundayız. Attıktan sonra da 2 metrelik dairenin içinden dışarı çıkmamamız da gerekiyor aynı zamanda. Çekici hem o dar alandan çıkartmak hem de o açıların içine düşürebilmek, düşürdükten sonra da o bulunduğumuz dönüş yaptığımız dairenin içinde kalabilmek önemli. Bu yüzden söylemek istiyorum; çekiç atmanın büyük bir geometrisi, matematiği var. Bunun için çok çalışmak gerekiyor. Çekiç atma hayatımın her anlamında her zaman yanımdaydı. Belki milyonlarca defa döndüm. Hatta bilmiyorum milyarlarca da dönmüş olabilirim. Çok büyük zaman harcadım.

Günde kaç defa dönüyorsun?

Şöyle söyleyeyim. Günde 30 atış yapıyoruz. Her atış 4 dönüşten oluşuyor. Bu da 120 kere dönüş yapmamız demek. Teknik antrenmanlarımızı da yapıyoruz. Atış bittikten sonra arka arkaya 20-30 metre dönüşler yapıyoruz. Belki milyonlarca kez dönmüş oluyoruz.

Çekiç kaç kilo?

16 yaş altı kategorisinde 4 kilo, yıldızlar kategorisinde 5 kilo, 18-19 gençler yaş kategorisinde 6 kilo, 23 ve büyükler kategorisinde de 7 kilo 260 gram.

Tur attığında ağırlık artıyor mu?

Çevirmeye başladığınızda çekicin çekim kuvvetiyle birlikte son finaldeki çıkışı yaklaşık bir ton civarı bir baskıyla çıkıyor. Yere çarparken de neredeyse 4-5 tona eşit bir ağırlıkla düşüyor. Her atışta neredeyse bir tona karşılık bir kuvvet uyguluyoruz. Çekiç atma bu yüzden ekstrem, önemli bir spor bizim için.

2020 yılı hedefleriniz neler? Daha önce kotayı aldınız, öncelikleriniz neler? Nasıl bir sportif çalışma takviminiz var?

Uzun yıllardır 2020, bizim en çok beklediğimiz seneydi. Aslında ben birçok Avrupa, dünya şampiyonasında finaller yaptım, madalyalar kazandım, birçok başarıya imza attım, kariyerimde birçok deneyimim oldu ama tek eksik olan olimpiyatlardı. 2016 Rio Olimpiyatları’nı bir kişiyle kaçırmıştım. Son haftalara kadar listenin içindeydim. Son hafta farklı bir eklemeler yüzünden 33’üncülüğe düşürülerek olimpiyatlara katılamadım. 2020 Tokyo Olimpiyatları’na daha iyi hazırlanabilmem için Bakanlığımız, federasyonumuz ve genel müdürlüğümüzün ortak istişaresiyle 2016 Rio Olimpiyatları’na seyirci olarak katıldım. Bir teselli olarak götürüldüm çünkü kaybetmem çok kötü bir durumdu. Ben o dönemde olimpiyatları tribünden izledim. Çekiç atmanın ve diğer branşların finallerini, seçmelerini, sahadaki organizasyonları oradan takip ettim. O atmosferi gördüm, yaşadım. Çok büyük bir atmosferdi, iyi ki beni oraya götürmüşler.

Olimpiyatları çok istiyordum ama oradaki atmosferi görmek hazırlıklarımı sıkıya almam gerektiğini bana öğretti. Böylelikle daha 4 yıl varken, gelecek ay olimpiyatlar olacakmış gibi aşırı çalışmaya başladım. Bunun sonucunda 2019 yılı geldiğinde olimpiyat barajını 77,50 metre atarak olimpiyat biletimi aldım.
2020 yılına girdik ve önümüzde çok kısa bir süre kaldı. Çok iyi hazırlanıyorum, hayatımın en sıkı dönemleri diyebilirim. Sporcuların özel hayatından ne kadar kıstığını iyi bilirsiniz ama ben daha da fazla kısıyorum, başarmam gereken şeyler var. Yaklaşık dört beş ay önce amca oldum ancak onu bile ziyarete gidemedim. Çünkü bu büyük organizasyon için çok sıkı çalışmam gerekiyor. Bu zamana kadar en iyi dönemimi de geçiriyor olabilirim. Güzel şeyler bekliyor sanırım bizi. İnanıyorum inşallah güzel şeyler olacak, madalya olabilir.

Olimpiyatlara gitmeden olimpiyat tecrübesi yaşayan nadir sporculardan birisin. Bu sana bir anlamda çok şey katmış olsa gerek. 2020 Tokyo senin için bir avantaj mı?

Tokyo benim için avantaj, dediğiniz gibi, orada yarışmadan deneyimlemiş biriyim. Bu, bana farklı bir deneyim kazandırdı. Oradaki atmosferi, ne yapılması gerektiğini gördüm. Sahada farklı olmayı, daha iyi hazırlanmayı orada öngördüm. 2016 yılından sonra bu çıkarımlarımla bir felsefe edinerek çalışmaya başladım. 2016’da bu acı tatlı olayı yaşadıktan sonra, olimpiyat barajını geçeceğiz mi geçemeyeceğiz mi gibi durumlara düşmeden, son günü beklemeden olimpiyat barajını geçmiş oldum.

Böylelikle üzerinizdeki baskı kalkmış oldu…

Orada belki finali kaçırdım ama belki şimdi Tokyo’da madalya alırım. Yarışsaydım belki bu kadar tecrübe edinemeyecektim. Benim için ilk olimpiyat olmasının farklı bir avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Bu zamana kadar yarışacağım en farklı yarışma olabilir. Gözümü çok kararttım çünkü. Çok çalışıyorum, diğer sporculara göre benim için avantajlı olacak.

Sizi hiç tanımayan birine milli sporcuyum, çekiç atıyorum dediğinizde nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Genellikle çekiç olarak değil de fiziksel özelliklerimden dolayı güreş, daha farklı branştan olduğum zannediliyor. Çekiç atıyorum dediğimde bir duraksama oluyor. Sonra da birçok sporun tanıtımında büyük katkısı olan rahmetli oyuncu Kemal Sunal’ın filmindeki çekiç atma sahnesini hatırlatınca o zaman hatırlamayan kalmıyor. Biz elimizden geldiğince sporumuzu medya aracılığıyla tanıtmaya çalışıyoruz. Her şey atletizm ve çekiç atma için.

Çekicin ağırlığı düşürülerek 20 katlı bir binanın camını kırabilir misiniz?

Ağırlığı düştüğü zaman daha büyük şeyler yaparım diye düşünüyorum. Bazı antrenmanlarda 7 kilo 260 gram atıyorum ama farklı antrenmanlarda 8, 9, 16 kilo da atıyorum. Yeri geliyor 5 kiloya da düşüyorum, daha da hızlanabilmek için. Sahada da bazen sıkı güvenlik önlemi alınmasına rağmen, çekici tribünlere attığım da oluyor. Çekiç yaklaşık 100 kilometre hızla gelebiliyor, düştüğü yere de kendi ağırlığından çok daha fazla bir baskıyla düşüyor. Bazen çekiç o kadar gömülüyor ki zor çıkarıyoruz.

Günde toplamda kaç ton ağırlık taşıyorsun böylelikle?

Profesyonel anlamda bir hesaplama yapılmadıysa da yaklaşık günde 10-15 ton ağırlığa direnç sağlıyorum. İki ya da üç antrenman yaptığımızda ise çekiç atma kuvvete dayanan bir branş olduğu için yaklaşık 40-45 tonu buluyor. Kısaca ortalama 30 tonla çalıştığımızı söyleyebilirim. Ağırlık antrenmanlarımız neredeyse bir halterci kadar ağır geçiyor. Hatta birçok halterci arkadaşım, halterde de bir yarış diyor.

Çekiç zor, emek isteyen bir branş. Soğuk hava koşullarında ağır antrenman yapıyoruz, ellerim soğuktan yara, tahriş oluyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM